Avrupa ve Amerikan sinemasında, Nazi katliamlarının işlediği pek çok İkinci Dünya Savaşı filmi çekildi. Bu sayede farklı uluslardaki yönetmenlerin bu konuyla ilgili bakış açıları beyaz perdeye yansıtılmış oldu. Ayrıca savaşın bireyler ve topluluklar üzerindeki etkilerini de izleme olanağı bulmuş oldum; dönem hakkında çekilen sinema filmleri sayesinde. Nazi katliamını anlatan filmleri başka bir başlık altında incelenebilir bir konu fakat pressure point bunlardan ayrı tutuyorum.
Savaşın ve oluşmasını sağlayan faşizmin psikolojik nedenlerini inceleyen "Pressure Point" bu noktada benzer temalı çalışmalardan ayrılıyor. Konusunu insanın genetik yapısı, aile ve sosyal çevresiyle oluşan kişilik özelliklerinin, toplum üzerindeki etkilerinden alan film savaşın makineler ve tanklarla değil insan zaaflarıyla yapıldığının altını çiziyor.
1962 Amerikan yapımı sinema filminin yönetmen koltuğunda Hubert Cornfield oturuyor. Sidney Poitier, Bobby Darin, Peter Falk filmin işlediği zor konuyu başarılı olarak kotaran oyuncukların bazıları.Sınırlı mekan kullanımı ve ikili diyalogların yoğunluğuna rağmen temponun düşmemesi de filmin senaryo ve uyarlamadaki bir diğer başarısı.

Yönetmen, doktorum terapi sonucunda yaptığı ruhsal çözümlemeleri ve bunun beyaz perdeye yansımasını ustalıkla kotarmış.
Özellikle lavabo sahnesi dikkat çeken sahnelerden biri. Ruhsal çözümlemedeki başarılı anlatım sembolik diliyle göz dolduruyor.
Dönem koşullarında zencilerin toplumsal konumu filmin değindiği bir diğer konu. Doktor ve Patient terapi seanslarından birinde "sen zencisi ben hükümlü olmana rağmen senden daha üstünüm benim olduğum konuma ancak 500 yıl sonra gele bilirsin" diyerek buna vurgu yapıyor.
Not:İki dönemdir ABD Başkanı Barack Obama olduğunu düşünürsek bu sürek tahmin edilenden daha kısa sürmüş.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder