1950'lerde ortaya çıkan ve halla etkisini hissettiğimiz pop-art ne menem bir şeydir derken yaptığım bir araştırmayı ifşa etmek boynuma borç oldu. Pop art, 1950'lerde, özellikle ABD ve İngiltere'de soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların 1960'larda bir akım haline getirdikleri sanat türüdür. İngiltere ve ABD'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır.

Marcel Duchamp'ın 20. yüzyıl başında hazır yapım nesneleri bağlamları nedeniyle sanat eseri olarak sunmuş olması, pop sanatçılarının popüler kültür imgelerini benzer bir motivasyonla sunmalarında etkili olmuştur.


“20.yy kent yaşamı soluyan sanatçıların kitle kültürünün tüketicisi olması ne kadar kaçınılmazsa üreticisi olması da o kadar kaçınılmazdır” diyen Hamilton pop art akımının felsefi temellerini atmıştır. II. Dünya Savaşının sonrasında gelişen savaş sonrası yıkım sendromu kitleleri tüketim kültürüne yönelmesindeki en önemli etmenlerden biridir. Pop art bu kitle kültürünün sanatsal yansımasını oluşturmuştur. Amerika’da ekonomi alanında yapılan gelişmelerde tüketim kültürünün oluşmasındaki en önemi etmenlerden biridir. Bu anlamda “Amerikalı” içeriğe sahip olan Pop Sanat, kendi coğrafyasını bulmuş, uluslararası sanat ortamında da Amerikan sanatı olarak algılanmıştır.New York dev bir atölyeden farksızdır artık, şehirle birlikte ona bağlı tüm değerler de sanatın içindedir. Araba ilahlaşmış, cinsellik alenileşmiş, konserveler, pizzalar, patlamış mısırlar ikonlaşmış, sinema ise düşler ve yıldızlar üretmeye yarayan mükemmel bir makine olmuştur.

Çizgi roman başta olmak üzere, medya ve sinema pop artçılar için önemli bir esin kaynağı haline gelmiştir. Büyük afişler, bir dolu yeni sanat eleştirmeninin doğmasına neden olan modern sanat denemeleri, görsel, renkli insanı kendi içine çeken bir dünyayla gitgide daha hızlı ve korkutucu biçimde sanayileşen, daha da hızlı kirlenen "uygar dünya"nın üzerini bir perde gibi örtmüştür.Kendini kabul ettiren şey sıradan bir sanat akımı değil, tam anlamıyla bir ‘hayat tazı’dır Ayrıca Hamilton eserinden de anlaşılacağı gibi erkekte kadın gibi seyirlik nesne haline dönüşmüştür. Buda ilk çağdan bu yada kadına atfedilen bu rolün her iki cinse de dağıtıldığının göstergesidir. Bu aşamada kadının üretime girmesi ve kapitalin erkine sahip olduğuna da dikkat çekmek gerekir.

Diğer taraftan İngiltere de boş durmaz; 50'li ve 60'lı yılların Londra’sı, çılgınlar gibi pop art çağını kutlamaktadır, Peter Blake'in Elvis Presley ve Beatles için yaptığı muhteşem albüm kapakları, Brigitte Bardot için hazırladığı illüstrasyonlar tüm dünyayı etkilemiş, pop tutkusunu zirveye çıkarmıştır.

Andy Warhol
Andy Warhol (6 Ağustos 1928 - 22 Şubat 1987), ABD'li ressam, film yapımcısı ve yayıncıdır. Pop art akımının en önemli temsilcilerinden kabul edilir. Seri üretimin, seri üretim nesnelerinin sıkça kullanıldığı bir sanat türünde eser vermiştir. Sanatçı, resimlerini afiş tekniği ile çoğaltmıştır. Bu radikallik aslında bir tepkidir ve çağın toplumsal olaylarına eleştirel bakış açısıyla değerlendirip bu tür eserler vermiştir. New York'ta kurduğu ve “Factory” adını verdiği atölyesinde sade yaratıcılığın sınırlarını aşıp türlü yeniliklere imza atmıştır.Parlak renklerle adeta badana yapılmış Marilyn Monroe, Elvis Presley, Elizabeth Taylor portreleri büyük sansasyon yaratmıştır. Lou Reed'in adıyla anılan rock grubu VelvetUnderground'un ilk albümlerinin kapaklarını tasarlar, Coca Cola şişelerini, Campbell's çorbalarının ve Heinz ketçaplarının kutularını boyar. “Tüketim toplumu” olarak bilinen kavram, Warhol için tükenmek bilmeyen bir esin kaynağıdır, bu oburluğu küçümsemek komik olur, zira bütün bu ‘sanat eserleri' daha sonra koleksiyonlarda, galerilerde ve hatta müzelerde baş tacı edilir.

Campbell Çorba Kutuları (1962)
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder