27 Ağustos 2013 Salı

Sinemayla Kitabın Flörtü




Sinemanın, kitapla birlikteliği sinema tarihi kadar eski. Kitabın okuyucuya sunduğu kişiye özel dünya, sinema sayesinde ete kemiğe bürünerek hayat bulurken, bu buluşma beraberinde pek çok sürprizi getiriyor. Okuyucu tarafından beğenilen ve başucundan ayrılmayan yada kütüphanelerin tozlu raflarında kaybolan kitaplar yönetmenlerin gözünden izleyiciyle tekrar buluşunca, okuyucunun hayalinde yaratığı dünyayla kurmaca yaşam içinde yüzleşme olanağı buluyor (kitabı okumayan izleyiciler için erken tespit olsa da).



Bu durum müspet sonuçlar verebileceği gibi, izleyici büyük hayal kırıklığına uğratmaya da gebe. Bu durumla ilgili ilk hayal kırıklığımı Perihan Maden'in İki Genç Kızın Romanı kitabında yaşamıştım.Roman ergenlik bitiminde iki kızın yaşam,cinsellik ve hayata tutunma çabalarını anlatıyordu. Kişisel ergenlik finalininde benzer dönemlere denk gelmesinden olsa gerek kitabı çok sevmiş ve bir solukta okumuştum (ki o zaman kitabı sinema filmini de çekmeyi düşünmüştüm). Kutlu Atman tarafından aynı adla sinemaya aktarılacağını öğrendiğimde çok sevinmiş ve kişisel hayalim nedeniyle hayal kırıklığına uğramıştım. Filmde Hülya Avşar ve o dönem popüler işlerle anılan Vildan Ataseven'in oynaması bile filme olan inancımı yitirmemi sağlamadı. Taki sukutu hayale uğradığım film gösterim gününe kadar. Perihan Maden'in romanda yaratığı dünya filme yansımadığı gibi filmde anlatılan mekan, zaman ve kişilerde benim kurmacamın parçası değildi. Filmin sonunda romanın kutsamak kalmıştı elimde.



Tabi her uyarlama bu kadar başarısız değildi.Bunların en başarılılarından biri hiç şüphe yok ki. Otomatik Portakal kitabının sinema  uyarlamasıdır. Bu aşamada Stanly Kubrick dehası ve hayal gücünü göz ardı etmemek gerek tabi.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder