İyi film senaryosu, yönetmeni, oyuncusu, sinematografısi ile içine çeker izleyiciyi. Çok az filmde bulunan bu bütünlük gişe başarısından bağımsız olarak izleyicisini bulur ve geniş kitlelere ulaşır. Kıtalar arası yolculuğuna rağmen. La Antena filmiyle Estaban Sapir bunu başarabilen nadir yönetmenlerden.
2007 Arjantin yapımı film sesin sinemaya girdiği 1927 yılından sonra bağımsız yönetmenler dışındaki kullanılmayan bir teknikle izleyicisini karşısına çıkmış.Siyah-beyaz ve sesiz.
La Antena'na tipografik dili ve simgelerle yarattığı atmosferle ezber bozuyor. Sinematografideki başarısını da gözardı etmemek gerek tabi. Filmde yaratılan atmosfer zamandan ve mekandan bağımsız aynı zamanda dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşanacak kadar günümüze ait.
Kitle iletişim araçları özellikle de TV'ye ağır bir eleştiri getiren film, bu araçların kapitalizmin eline geçtiğinde ne kadar faşistleşebileceğini ironik bir dille anlatıyor. Filmde seslerini kaybederek TV'nin denetimi altına giren insanlar, onun ürettiği sembolleri kendine dil edinerek sistemin parçalarına dönüştürülüyor. Sembollerin dili, kişilerin öz denetimini ve bireysel farklılıklarını yitirerek sistemi sorgulamadan onun parçası haline dönüşmelerini sağlıyor.
Filmde her zaman bir kurtuluş umudu olduğunu bize hatırlatan Sapir, her şeyin başladığı noktaya dönerek düzeltilebileceğini ve ancak bu şeklide sistemi yok edebileceğimizi de aktarmayı ihmal etmiyor.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder