Türk sinemamızın dört yapraklı yoncası Filiz Akın, Türkan Şoray,Hülya Koçyiğit,Fatma Girik. Her daim güzel, mütevazi ve naif; tipden karaktere geçemeyen hanım kızlarımız. Onların dünyaya geliş nedenlerinin "iyi olmak" olduğunu düşünüyorum. Yoksa başlarına gelen kötülüklere rağmen Pollyanna'yla kader birliği yapmışcasına hareket ederler miydi? Neyse ki senaryonun finali sayesinde kavuştukları mutlu son çektikleri çilenin mükafatı olarak armağan ediliyordu onlara. Bu sırada kaybedilen kadınlık onuru ve gururuysa "kutsal aile kurumu" için feda edilebilir bir değer. Tabi o dönem kadınlarının hepsi bu ayrıcalığa sahip değildi.
Örneğin Lale Belkıs esas oğlanı dört yapraklı yoncada birini teslim etmek üzere emaneten alırdı. Bu nedenle kötü kadındı ve bunun bedelini hayatıyla düzeniyle yaşam şekliyle ödemelidir.
Bugün iyi kadının nasıl kötü gösterilebileceğini anlatan bir film izledim. Nejat Saydam dört yapraklı yoncanın "iyi kadın" olacağı gerçeğini özümsemiş olmalı ki "İki Ruhlu Kadın" bunu değillemek için psikolojik rahtsızlığı kullanmayı uygun görmüş. Filmin esas kadınının poligamik halini mantıklı neden bağlamıştır.Bu sayede de izleyicinin gözündeki Fatma Girik imajını zedelenmesine izin vermemiş.
Film yağmurlu bir gecede evine dönmeye çalışan Fatma Girik'in iki adam tarafından saldırıya uğramasıyla başlar.Yaşana olay kızımızı etkiler, yağmurun yağdığı her ana olayın yaşandığı ana geri döner ve kişilik bölünmesi yaşar. Bu sırada kötü adamların arkadaşı olan Yalçın Gülhan'la tanışır ve ona aşk olur. Kızımız varlıklı bir aileye sahip olmasına rağmen olay sayesinde çingenelerle yaşamaya başlar(Çingeneler dönemde çekilen her Türk filminde olduğu gibi dramatize edilmiştir).Fatma Girik'in rahatsızlığını fark eden Salih Güney'se onun bu durumdan kurtarmaya çalışır.Bu durumun yaratığı çatışmada filmimizin temasını oluşturur.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder