Bugün "Bizde Varız" programındaki "Hayat Boyu" filmlerini izlemek için İstanbul Moderne gittim. Perşembe günü yoğunluğuyla salona yer bulamayacağımı düşünsem de oturacak yer sıkıntı yaşamadım.Ama bu salonun boş olduğu anlamına gelmiyor tabi.
Filmi daha önce izlemediğim için heyecanla koltuğuma oturdum.Yönetmen Aslı Özge'nin başarılı festival tablosu da bu heyecanın oluşmasındaki etmelerden biriydi tabi.
Film orta yaşlardaki Ela'layla (Defne Halman) Can'nın (Hakan Çinmenser) evliliği ve sorunlarını konu almaktadır.Çiftimizin uzun süredir devam eden evliliklerinde zamanla sevgileri azalmış fakat birilikte yaşamanın getirdiği alışkanlık ve konformist yapıları nedeniyle aralarındaki bağ sonlanmamıştır.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki hayatımda bu kadar seksi bir dövme görmedim. Kullanılan görsel bana hitap etmemesine rağmen bulunduğu yer ve duruş şekli muhteşem. Orta yaş üstü bir kadında ne kadar seksi olabileceğini gösteriyor izleyiciye ama filmin derdinin bu olmadığını düşünüyorum.
Film çok sert sevişme sahnesiyle başladı. Bu şok etkisi izleyicinin röntgenci yanını cezbetmek için herhalde. Ela'nın tuvaletini yaptığı, vücudunun farklı bölümlerini sergilediği sahneler bu düşünceyi desteler nitelikteydi. Anlatımın içine sıkıştırılan teşhirci sahneler pornografik bir yapıya sahip olmasa da konunun akışına katkısını da anlayamadım.Yönetmen kar sahnesinde ayak fetişistlerini ihmal etmemiş, onlarında beklentisini karşılayacak uzun planlarla beyaz perdeyi doldurmuştu. Bir kaç sahne sonrasında bunun yüksek tansiyon nedeniyle olduğunu öğrensek de, Ela'nın neden çıplak ayakla kara bastığını anlayamadım.
Film görüntü yönetmenliği (Emre Erkmen) ve oyunculuk açısından göz doldurulmasına rağmen, senaryonun içine sıkışan sahneleri nedeniyle yavaş yavaş eriyerek yok olmuş. Oysa film farklı versiyonlarını izlediğimiz klişe temaya sahip. Fakat senaryonun sahneleri birbirine bağlayamamış olması, filmin 80'li yılların orta sınıf bohem entelektüelliğine sürüklenmesine neden olmuş. Geniş plan sekanslarla desteklenen bu içeriksiz yapı zamanla dikkatimi dağıtarak filmden uzaklaşmama sağladı .
Senaryonun karakterleri ete kemiğe büründürememiş olması , başarılı oyunculuk performanslarının gölgelemiş. Ela'nın film boyunca kendini teşhir eder hali ve bunalımlı yapısı, Can'ın karakterinin kayıtsızlığına vurgu yapmak için içine konuşması, kızlarının ailesini ziyaretleri dışında yaşamsal konuma sahip olmaması karakterlerin derinlikten uzaklaşarak karton (2 boyutlu) insanlar dönüşmesini sağlamış.
Film yönetmenin aklından geçenler izleyiciye ulaşamadığı için "ben şimdi ne izledim?" diyerek salondan ayrıldım ne yazık ki. Umarım Aslı Özge festival başarısının gazıyla diğer filmlerinde bu tarz sorunları yaşamaz.
Not: Filmi "Başka Sinema"nın salonlarında izleyebilirsiniz.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder